EŞİNİN SEVGİLİSİNİ TEKME TOKAT DÖVDÜ!

AĞRIYAN KARNINDAN İKİZ KARDEŞİ ÇIKTI!

HAYIRLI ABİ! KIZ KARDEŞİNİ REHİN ALDI!

FUTBOL DÜNYASINI YASA BOĞAN ÖLÜM!

Yeniden Doğuş Bayramı Kutlu Olsun!

Canan Baykız 27 Aralık 2015

Müslüman yılbaşı kutlayamazmış. Haydi kutluyor diyelim adına Noel diyemezmiş. Ne Türklüğe sığarmış bu durum ne de Müslümanlığa. Sahiden mi? Ama size daha tuhafını yazayım mı? Ahilik Düzeni’ni İtalya’dan öğrenmeye gidip kendi atalarının kurduğu sistemi İtalya’dan dinleyen devlet büyüklerinin ne hissettiğini anlamaya hazır mısınız?

Hıristiyanların İsa’nın doğuşu olarak kutladığı “Noel Bayramı “nın çok eski Türklerin “yeniden doğuş bayramı” olduğunu yazsam ne dersiniz bana? Çıldırmış olduğumu düşünenlere hatırlatmak isterim Türküm ben de…Fakat bir farkla nereden gelip nereye gittiğimi merak ederek çıldırdım. Uyumaktan değil de sürekli uyanık kalmaktan belki ?

Adı Ülgen olan bir arkadaşımın isminin anlamını onun ile birlikte bulmaya çalışırken keşfettik biz de, bu gizli gerçeği. Türklerin tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir ” akçam ağacı” bulunuyor. Bu ağacın tepesi de gökyüzünde oturan Tanrı Ülgen’in sarayına kadar uzuyor ve buna ” hayat ağacı” diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görmeniz mümkün. Ülgen, insanların koruyucusu; sakallı ve kaftan giymiş halde sarayında oturuyor ve geceyi, gündüzü, Güneş’i yönetiyor. Türkler için Güneş çok önemli. Böyle yazınca  yanlış anlaşılmasın hiç bir zaman bu durum Türklerin Güneş’e taptığı anlamına gelmez! Gökte ve yerde gördüğü en kudretli cismi, ve de tek olan bu cismi, Yaradan’ın sembolü olarak gördüklerini düşünmek daha gerçekçidir. Çünkü Güneş, hayat verir, toprağı canlandırır, bitkileri yeşertir. İnsanları ısıtır. Bazen de yakar, öldürür. Sonsuz  enerji kaynağıdır. Günümüz  Uygurları’nın dualarında “Ey Güneş’i ısıtan Tanrı!” seslenişi de bu sebepledir. Yani “Güneş bize enerji veriyor, ama biliyoruz ki, onun da bir kaynağı var. ” Şimdi Ülgen’e geri dönecek olursak. Geceyi, gündüzü, Güneş’i yöneten Ülgen ‘in karşısında her yıl gece ile gündüz arasında bir savaş yaşanıyor. Oldukça uzun süren bu savaşın ardından galip gelen gündüzün zaferi Güneş’in yeniden doğumu  ,dünyanın yeniden ısınması anlamına geliyor Türkler için. Muazzez İlmiye Çığ Hanımefendinin de bir yazısında bahsettiği gibi  bayramın adı “Nardugan”. “Nar=güneş “, “tugan / dugan” da “doğan”. Astronomik olarak o günden itibaren geceler kısalmaya, günler uzamaya başlıyor. İşte bu güneşin zaferini ve yeniden doğuşunu Türkler, büyük şenliklerle ” akçam ağacı” altında kutluyorlar. Güneşi geri verdi, diye Ülgen’e dualar ediyorlar. Duaları Tanrı’ya gitsin, diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar; dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Yaradan’dan… İnanca göre, bu dilekler muhakkak yerine geliyormuş. Bu bayram için evler temizleniyor ve güzel giysiler giyiliyor; ağacın etrafında şarkılar söylenip oyunlar oynanıyor. Yaşlılar, büyükbabalar ve nineler ziyaret ediliyor; aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar. Yedikleri, yaş ve kuru meyveler yanında, özel bir yemek ve bir tür de şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömrün çoğalacağına, uğur geleceğine inanıyorlar… Yazılana göre, ” akçam ağacı ” sadece Orta Asya’da yetişiyormuş. Mesela, Filistin’de bu ağacı bilmezlermiş. O yüzden, bu olay Türklerden Hıristiyanlara geçmiş; Hıristiyanlar, Hunların Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek almışlardır bu töreni, deniyor kaynaklarda. YANİ; İsa’nın doğumu ile hiç ilgisi yok! Doğum, Güneş’in yeniden doğuşu.

Kaldı ki; doğum Hz.İsa’nın doğumu olsaydı sadece ne çıkardı? İslam, son din değil mi? Biz ,Müslümanlar, kendi peygamberimiz haricinde Allah’tan geldiğine inandığımız tüm elçilere inanmıyor muyuz?  Bizler, çok değil Osmanlı zamanında aynı apartmanda farklı dinlere sahip komşularımız ile oturabiliyorduk. Bir Ermeni bizi iftarda evine davet edebiliyordu. Biz de yaptığımız Paskalya ile Hristiyan komşumuzun beş haftalık süren perhizinin bitişini kutlayabiliyorduk. Saygımız vardı, hoşgörümüz vardı, tahammülümüz vardı. Çünkü Yaradan’ın bize kattığı renkleri sevebiliyorduk. Tek gerçek benim, tek doğru benim bildiklerim kibrinden çok uzaktık.

Şimdi Müslüman Noel kutlamaz diyorsunuz ya zaten Müslüman Noel’e saygı duyuyor. Ama kutladığı her sayfasını yeniden yazacağı yeni bir takvimin varlığı. Yeni bir başlangıç, yeni umutların gün yüzüne çıkması. Bunda yanlış olan ne?

Efendim çok içki tüketiliyor, haram işleniyor! Haramdan kastın ne ? Seni, diğer insanlardan üstün tuttuğuna inandığın her şey  sana haram değil mi? O haramda da sen helalde misin şimdi?

Başkalarının dini, inancı onların olsun. Onlar dinlerince yaşasın ,bırak zamanı geldiğinde de atalarımızın dediği gibi dinlerince dinlensinler.  Sen kardeşim, sen sadece senden sorumlusun. Başkalarına laf yetiştirmeyi bırakıp ben neredeyim? diye sor kendine. Çanakkale’de atalarımızın canına kast eden düşman kuvvetlerinin ,tanıyınca onları hem Türklükten hem Müslümanlıktan nasıl etkilendiğini dön bir daha oku satır satır. Gözünle de değil üstelik, kalbinle, zihninle oku!

Bir de anla artık “ben büyüğüm” diye bağırmak ile büyük olunmuyor, saygı da kazanılmıyor pek!

İngiliz müzisyen Yusuf İslam (Cat Stevens) ‘ın “Eğer islam’ı Kuran’dan değil de müslümanlardan öğrenseydim, eğer Kuran’dan önce müslümanları tanısaydım asla müslüman olmazdım.” Diyerek ne denemeye çalıştığını tekrar  tekrar tefekkür etmeli!

Aynaya daha özgüven ile bakabildiğimiz, gözümüzün kusur aramadığı , özümüz ile barışık , Yaradan’ın yarattığına saygımızın her gün daha da arttığı, alarak değil de vererek çoğaldığının bilincinde ,farkındalıklı yıllar diliyorum herkese.

Sevgi,Saygı,Hoşgörü ile…

Canan Baykız

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

İlginizi Çekebilir
2015 Muhasebesi

2015 Muhasebesi

31 Aralık 2015
Kendi Yerinizi Bulun

Kendi Yerinizi Bulun

12 Aralık 2015
KÜLTÜR YOKLUĞU

KÜLTÜR YOKLUĞU

24 Kasım 2015