AİLESİYLE TARTIŞAN GENÇ KIZ İNTİHAR ETTİ!

MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI: SELFİE ÇEKİP İNTİHAR ETTİ!

CESEDİ YANMIŞ HALDE BULUNAN KIZA KİMSE SAHİP ÇIKMADI!

AMELİYAT ETTİKLERİ HASTANIN KARNINDA MALA UNUTTULAR!

Sinema ile Öğrenmek

Çağatay Kıray 25 Aralık 2015

Sinemada ki büyüye o kadar kapılmıştı ki…

Sinema sanatının üç aşağı beş yukarı 100 yıllık bir sanat olduğunu söyleyebiliriz. Yani pek fazla da geçmişi bulunmamasına rağmen 20.yy sonları ve 21.yy başlarına hükmetmeyi başarabilmiştir. Peki ya neden?

Resim, müzik gibi köklü sanatlar dururken sinemanın bu kadar ilgi görmesi. Birazda insanların bir şeyler öğrenirken kolaya kaçma çabasından kaynaklanıyor olabilir. Yani insan öğrenirken emek harcamak yerine, ekmek piş ağzıma düş mantığıyla hareket ederek en üşenmeden yapacağı ve aynı zaman da diğer sanatlara nazaran bence daha az bilgi öğreneceği sinemayı seçiyor. Ayrıca sinemanın büyüsü onlara öğretirken eğlenceli vakit geçirtmesi de cabası oluyor tabi ki de.

-Aaaa! Anne bak, Yaprak Dökümü’nün kitabı çıkmış. 

– Kızım Yaprak Dökümü’nün zaten bir kitabı var, yazarı da Reşat Nuri Güntekin. Dizisi sonra çekildi.

Sinemayla öğrenmek kelimelerini biraz açarsak; aslında bu öğrenme şekli uyuşturulma ile geliyor. Yani bizler farkına varmadan bir şeyler öğreniyoruz. Bu ne demek? Yani bilgiler, bilinçaltımıza yerleşiyor ve biz farkına varmadan bizi etkiliyor. Son dönemlerde bu bilinçaltı meselesi biraz  abartıldı ve karalandı. 25. kare dediğimiz taktikle bilinçaltımıza şiddet ve cinsel içerikli ögeler yerleştiriliyor diye sorumlu ağabeylerimiz atarlandı ama aslında iş tam olarak öyle değil, kabul ediyoruz ki 25. kare diye bir teknik var ve bu bilinçaltına doğrudan mesaj gönderiyor olabilir fakat biz bu sinemayı 24 kare çekersek de bilinçaltımıza mesaj gönderilir. Bu sadece 25. karede biraz daha şiddetli olur. İşi doğru anlamak lazım. Görsel sanatların temelinde, bu daha çok hareketli görsel sanatlarda yani sinemada, bizim elimizde olmadan belleğimize iyi veya kötü bilgiler kaydedilir. Bu beynin bir işlevidir. Sizin gözünüz bütün fotoğrafı beyninize yollar zaten, beyinin size idrak ettirdiği alan yine beyninizin size uygun gördüğü alandır. Bu uygun alanları sizin neyi görmek istediğinizle ölçer. Sinemada da aynı şekilde bütün kareyi beyniniz kaydeder siz yönetmen nereye dikkat çekerse orayı aklınızda tutarsınız. Aklınız da tutmadığınız alan yani aslında sizin öyle zannettiğiniz. Bilinçaltınıza kaydedilir. Yani her türlü siz sinemanın esiri olursunuz, çünkü zaten bunun için para ödeyip o sinema biletini aldınız.

 25.kareye en iyi örnek film Dövüş Kulübü filmidir. Bu filmde 25. kare ile bazı mesajlar verilir. Bununla birlikte 24 kare çekilen sahnelerde de ağır mesajlar vardır. Örneğin; Starbucks bardağının gözükmesinde ki anlam. Tavsiyem yazımı daha iyi anlamak için bu filmi araştırabilirsiniz. Bu filmin bir kitabı da bulunmakta.

Sinema Filmi

Sinema Filmi

Lafın özü. Sinema sanatı güzel bir sanat dalıdır tabi ki de. Sözüm tüm kitap okumayı sevmeyenlere, sadece film izleyerek güzel bir birey olunmaz. 100’de 100 doğru bilgiler de öğrenilmez. Tabi ki de dizi, film izleyelim fakat bence biraz seçici olalım ki bence film konusunda seçici olmak bile kültür seviyesiyle ilgilidir ama hadi neyse 🙂 Bu arada yukarıda söylemek istemedim, bilmeyenler merak etsin diye yazı sonunda açıklayayım. Sinemada 1 saniye 24 tane fotoğraftan oluşur, bizde buna sinema da 24 kare deriz. Yani sinema perdesinde geçen her bir saniye 24 karedir.

-Sinema size 1 saniyede 24 kere yalan söyler.(alıntı) İzleyin, çekin fakat çok inanmayın dünya pencerenin dışında, uzakta bir okulda, evinin içinde, banyo da baktığın aynadadır.

 

 

Çağatay Kıray, şu an 26 yaşında genç bir sinema,reklam ve belgesel yönetmenidir.

Benzer İçerikler
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

İlginizi Çekebilir